Çubuk'ta torunu Zeki Avan ve ailesiyle birlikte yaşayan Elife Küt, çocukluğundan bu güne şehit olan babası Ali Çavuş'un hasretiyle yanıp tutuştuğunu ifade ederek, ona dair her şeyi Yahya dedesi ve Ümmügülsüm ninesi ile annesinden dinlediğini anlattı.
Babası Yahya oğlu Ali Çavuş'un Hicri takvimle 1320 (Miladi 1903) yılında Osmanlı Ordusu'nda silah altına girdiğini ve 1333'te (Miladi 1915) şehit olduğunu belirten Küt, ''O tarihlerde Osmanlı Ordusu yedi cephede savaşırken babam Ali Çavuş da vatani görevini yapmak üzere askere gitmiş. Büyüklerim ve Askerlik Şubesi yetkililerinden aldığım bilgiye göre, Cebeli Sahra Muhaberesi'nde (Yemen) şehit olmuş'' dedi.
İlerleyen yaşına rağmen babası şehit Ali Çavuş'un nerede ve nasıl şehit edildiğine dair kendisine anlatılanları daha dün olmuşçasına dile getiren Küt, ''Babamın şehit olduğu haberini duyan annemin, beni kucağından atıp 'Alim Alim' diyerek kendinden geçip yas tuttuğunu anlatırlar. Annem, babam askerden izne geldiğinde bana hamile kalmış. İzni de bitmeden seferberlik ilan edilmiş, teskere alan ve izne gelenler de askerlik şubesince tekrar askere gönderilmiş. Savaş bittiğinde ise tüm erkeklerini askere gönderen Akkuzulu köyümüze cepheden sadece iki kişi dönmüş. Onlar da kol ve bacaklarını kaybetmiş şekilde gelmişler'' diye konuştu.
Babasıyla aynı cephede çarpışan silah arkadaşlarından, babasının nasıl şehit düştüğünü ve cephedeki kahramanlıklarını dinlediğini söyleyen Elife Küt, sözlerine şöyle devam etti:
''Atlı süvari birliğindeki babam önce serçe parmağından vurularak yere düşmüş. Komutanının tedavi olması yönündeki ısrarına rağmen muharebeye devam eden babam Ali Çavuş, (Komutanım, anam beni bu kara günler için doğurdu ve büyüttü. Yaramda bir şey yok) diyerek, tekrar silahına sarılmış. Ancak 500 metre gidemeden alnına isabet eden düşman mermisiyle yere yığılmış. Babamın şehit olduğunu gören bölük komutanı hemen 'dur' borazanı çaldırarak, babamın cenazesinin başına gelmiş. (Ali Çavuş'un hakkı çok, çiğnenmesin) diyerek, cenazesi hemen şehit olduğu yere defnedilmiş.''
Hiç görmediği babasının kahramanlık anılarını dinlemekten büyük gurur duyduğunu anlatan Elife nine, en büyük arzusunun şehit babasının mezarını ziyaret etmek olduğunu kaydederek, ''Ben ne babamı ne de mezarını gördüm. Gidip bir kez olsun dua edemedim. Ancak bayramlarda babamın mezarına gider gibi burada bulunan şehit mezarlarını ziyaret ettim'' dedi.
1996 yılında, 16 aylık askerken Mardin Midyat'ta şehit olan Çubuk'lu Mustafa Zihni Olmuş'un geride bıraktığı nişanlısı Güldane Horat'un yaşadığı acıyı da yüreğinde hissettiğini anlatan Elife nine, ''Bunun üzerine Güldane'yi torunum Zeki ile evlendirdim. O günden sonra torunum Zeki Avan, yıllarca şehit yakınları ve gazilerin birlik beraberliği, haklarının savunulması için kendini adadı. Allah devlete millete zeval vermesin, kötü günler bir daha gelmesin'' diye konuştu.
Zeki Avan da ninesi Elife Küt'ün yanında olmasından dolayı mutluluğunu dile getirerek, çocukları ile birlikte ona hizmet etmekten dolayı duyduğu gururu dile getirdi.
Avan, ''Vatan ve millet için seve seve canlarını feda eden insanların yakınlarına ve gazilerimize hizmet etmemde çok büyük katkısı olan anneanneme ve bir zamanlar şehit nişanlısı olan eşime her zaman şükranlarımı sunuyorum'' sözleriyle duygusunu dile getirdi.